Son günlerde bana ne olduğunu anlayamıyorum.
Gerçekten!
bir kediyken bazen kendimi tanıyamıyorum.
5 yıldır beni evlerine kabul edenler de bu duruma şaşkın.
Evet sokaktan geldim onların evine, ama evdeki hiç bir kumu beğenmedim.
Kıymetli totoma özel bir bahçemiz var apartmanın önünde, oradan başka yere yapamam.
Bunu bildiklerinden Gizem' ler de beni dışarı bırakırlar, uslu uslu gezerim; bir hava alırım. Etrafa bakarım. Zaten çıkmaz sokakta oturduğumuzdan öyle akıcı bir trafik olmadığından bizimkilerin aklı da bende kalmaz.
Yaz günü ise evdekiler bazen hediyeler taşırım. Birkaç kez evimin kapısına kocaman güvercinler taşımıştım. Ama bizimkiler çok kızdı bana. Ne yaptın sen dediler. Pek birşey anlamadım ama elimden kurtardılar o güvercinleri, dışarı bıraktılar. Sonra şehir hayatında yaşadığını bilmedikleri onlarca kanatlı böceği evimin kapısına getirmişliğim vardır. Hep kapıcı İbrahim Amca böyle günlerde burnundan solur. Ama olsun ben evdekileri pek bir severim.
Pek usluyumdur. Mutfak masasına falan çıkmak nedir bilmem. Evde sadece bir kişi varsa ve o hangi odadaysa onun yanında olmam lazım bir de... Nedenini bilmiyorum ama onlarsız olamıyorum!
Eminim bundan!

Çünkü terbiyeli bir biçimde günlük hayatımı yaşarken, birden sokaktaki diğer kediciklerin olmasına tahammül edemez oldum. Kıskandım. Çünkü bu apartman benim mekanımdı. 3 numaranın camı açıksa hemen atlarım içeri girerim. Onların tertemiz yataklarında uykuya dalarım. Olmadı 4 numaradaki ablayı çok severim tırmanırım balkonuna, birinci katta olmasına rağmen. Besler beni, ama eve almaz o. Gerçi şimdilerde taşındılar mı ne? Neyse en güzel, 6 numaradaki Gönül teyze, kapısının önünde kocaman bir mama kabı ve su kabı. Bizim evdekiler 12 numarada, taa 3. katta. Oraya çıkana kadar acıkmaz mı insan? Bir iki atıştırım, bir su içerim, kapı açıksa Gönül teyzem zaten beni davet eder. Hemen onların temiz yataklarına da uzanırım. Bir keresinde Gönül teyzenin kapısı açıktı, kimsecikler de yoktu. E bende sessizce Hayrettin amcanın geniş yatağına geçtim yattım. Ohhh bütün gün uyumuş muyum? Akşam olunca fark ettiler beni.
Bir tek 10 numaradaki koca koca ablalar benden korkuyorlarmış Pehhh! İnsan minicik kediden korkar mı? Kalıplarından utansınlar, 1.70 boyunda 3 kız kardeş! Ama ne yapalım ortancayı küçükken tavuk kovalamış. O da tüm hayvanlardan korkar olmuş. Kapıları açıksa şirin şirin bakarım ama düzelmez bunlar. Bunların çocukları da hayvanlardan korkar yazıkk!
Neyseee..
Kısacası apartman sakinleri bana böyle güzel davranırken ben bu sokağı nasıl benimsemeyeyim. Apartmanımı nasıl korumayayım söyler misiniz?
Gerçi bu davranışlarım başıma ne işler açtı ama neyse...
Dürüst olacağım kıskancım. E dışardaki kediler benim gibi kısır değil ki! Fıtır fıtır doğum yapıyorlar. Hele bu yaz yeni bir kaç yavrunun dışında, cebinde kuru mama torbasıyla gezen Gönül teyzenin garajın üstündeki kedileri beslemesi beni de beni uyuz etti. Olmaz ki sen hem bana mama kabı koy. Hem de garajın üstüne camından pat pat yemek at. Olmaz ki?
Bir keresinde de
Deniz Eniştemin yavru kedisini bizim eve benle tanıştırmak için getirmişlerdi. Pehhh!!! Tamam git evlen, birşey demiyorum ama nişanlının yavru kedisini nasıl benim evime getirirsin yaa! Olmaz ki! Haksız mıyım arkadaşlar?
Zaten o olaydan sonra bir daha cürret edemedi evdekiler. Çünkü Peluş mudur nedir yaramaz birşeydi o, 3 gün küstüm evdekilere, sosis verdiler, suratımı çevirdim arkamı döndüm hehe..Sonra gidip gizlice yedim ama. Fark ettiler mi bilmiyorum.
Yani diyorum ki bu mekanların bana ait olduğunu bildirmem lazımdı cümle aleme. Dişi olmama rağmen önce gidip
bir kavga ettim gözüm yaralandı hatta bakın buradan okuyabilirsiniz. Sonra iyileştim. Tam iyileştim derken korkunç bir kavga daha ettim. Evdekiler beni o halde görünce çok ağladılar. Hele Gizem, baktı baktı ağladı. Bayram günü olmasına rağmen aldı beni Cat Hospital' a götürdü. Korktum tabi yolda. Bir yandan yanağım acıyor. Bir yandan hastane, veteriner, iğne stresi. Ordakiler beni çok sevdi de ben uyuzluk yaptım. Ameliyat ol dediler. Evdekiler korktu, ilaçla iyileştirelim mi dediler. Bana göre hava hoştu. Yaramla oynuyor kalkmış deriyi elliyor kopartıyordum hihi, iğrenç bir şey dimi? Ama devamını anlatmak zorundayım.
Bu oynayışlarım nedeniyle kafama bir şey taktılar. Gizem dedi ki Firdevs Yöreoğlu' na benzemişim. Tanımadığım için bilemiyorum.
Bütün bayramı öyle geçirdim. Üstelik de her gün antibiyotik iğneleri yedim. Çok stresli birşey değildi, Veterinerim Levent Bey, "babacım" diye severek çaktırmadan yaptı bu işi.
Kum işini yine beğenmedim. Sokağa çıkmam lazımdı. Çok sıkışmıştım bir sabah evdeki çiçeklere yaptım. Kısacası sokaktaki dayılanmalarımın sonu kötü oldu. Hala kafamda o yakalık geziyorum evde. İlk gün çok fena idi. Onu da anlatmalıyım. Yürüyüşüm değişmişti. Kafamı taşıyamıyordum. Yürüken tüm kapılara duvarlara parkelere takılıyordum en komiği. Ben de kendime güldüm ama çaktırmadım, evdekilerin beni sevdiğini, iyiliğim için istediklerini biliyorum ama bu kadar da olmaz ki kardeşim!?
Bugün son kez veteriner babama gidiyoruz bakalım. Hava da bir yağmurlu ki sormayın. Umarım yakalığım bugün çıkacak..
Benim dertlerime ortak olduğunuz için teşekkür eder, sevgilerimi sunarım.
"Şurup Hanım"