18 12 2009

yaz gelsin...


Bütün suç 21 Aralık'ın!
Bir geçse...
Geceler kısalmaya gündüzler uzamaya başlasa...
Güneş tenimizi delip geçseee,
Potizif enerjiyle yüklenip,
Beyaz bluzleri giysek...
Üstüne de bunu taksam!
Ne dersiniz, güzel olmaz mı?

15 12 2009

:) çok seviyorum, ne yapayım?

Yeryüzünde yaşayan pamuk musun sen?

Sen bu sene en dayanıklı en güçlü çiçeklerden biriydin, değil mi?
Süslemekteydin balkonumu!

Bu nasıl zarifliktir, nasıl güzelliktir peki?

Seni daha önce şehir hayatında görüp tanımadım ama ilerde bir gün eminim benim olacaksın :)


Sen de yukardaki bulutu kıskandın değil mi?



Kaynak

zara home peçetelikler








Zamanında yine seçmişim, beğenmişim, bilgisayara kaydetmişim... Bu aralar çok heyecanlıyım aslında her yerde her şeyde hazırlıklara bakıyorum... Ortaya neler çıkacak bakalım?

Peçetelikler Zara Home' dan

14 12 2009

ev grafiti



İşte ben evime bu renk mobilya arıyorum; bu renk nedir, açık meşe olabilir mi sizce?

13 12 2009

miyawww!!!


Selam Blog Dünyası;
Beni ve diğer kedicikleri seven herkese selamlar, sevgiler, öpücüklerrr :)

Nasıl geçti bakalım haftanız?
Özlediniz mi beni?
Geçen hafta yazdım sizlere, beni seven, geçmiş olsun diyen tüm okurlarımın kucağına atlarım!
Benim haftam nasıl geçti derseniz?
Yaram iyileşti, az bişi kaldı. Yakalığım çıktı çok şükür, Firdevs modeli gezmelerimden kurtuldum..
Fakat 2 hafta kadar kullandığım için kendimi öyle pis, öyle kirlenmiş hissettim ki anlatamam. Dilim damağım kuruyuncaya kadar kendimi yaladım; sonra tekrar tekrar yaladım. Kısacası 3 gün kadar yalandım. Ama bir temiz bir pak oldm ki anlatamam. Mis gibiyim beni hemen kucağınızda uyutabilirsiniz. Hatta izin verirseniz yataklarınıza girer uyurum hi hi :)
Başka neler yaptımm bu hafta?
Hımm kendime favori bir yer buldum; uyku düzenimi de ona göre ayarladım. Bizim evin babişi var ya hani Gizem' in babası, aaa adını söylemiş miydim? "Şirin". Aynen adı gibi bir insandır kendisi, benim de yeni yatağım; vestiyerin üstündeki; Şirin Babişin paltosunda uyumak. O kadar
rahat ediyorum ki orda bana ne deseler duramıyorum koşa koşa gidip o paltoda yatıyorum. Allahtan Şirin Babişim de kızmıyor da; rahatım yani..
Gizem' ciğimse bu pazar beni biraz ihmal etti. Neymiş Seramik kursuna başlamış! Ne yapalım yani değil mi? Bi de eve koşa koşa gelip yaptığını fotoğrafla paylaşması yok mu? :) Neyse yakında sizlerle paylaşır zaten benden duymuş olmayın şekerler :)
Saatte geç olmadı mı? Mıırrr! Uykunuz gelmedi mi? Ben hemen vestiyerin üstündeki paltoma gidiyorum. Kendinize çok iyi bakın bu hafta olur mu? Zaten konuşuruz haftaya yine ...
Not: Fotoğraftan da gördüğünüz gibi benim keyfim yerinde, apartmanın demirlerinde hoplayıp zıplıyorum..Size kocaman öpücükler gönderiyorum!

11 12 2009

bir hatırlatma: taş boyama


Bu yazıyı hatırladınız mı?
Geçen yıl bu vakitler paylaşmıştım.
Ama blogumun yeni takipçileri ve okumayanlar için yeniden yazıyorum.
Sahilden topladığınız çakıl taşlarını noel baba biçiminde boyayabilirizsiniz.Annemle boyadığımız bu taşlarda akrilik boya kullanıp üzerlerini cilalamıştık...
Yeni yıl geldi aslında... Çok heyecanlıyım. Sevgilim uzaklarda ama kısmetse bu yıllllll :)
Bu yıllllllll ka-vu-şa-ca-ğız!!!!
:)


10 12 2009

çiftlik evindeki günün çekimleri...



Ankara bugün öyle sıcak, öyle güneşli ki...
İçimden Aşkı Memnu' daki şu nefis kombinleri uygulamak geldi...
Bilgisayarıma saklamışım, sizlerle de paylaşamadan edemedim :)
Şimdi Firdevs Hanım mı Bihter mi daha şık karar veremedim ama!

09 12 2009

j.crew




Yerim seni ceket!
Sen ne güzel ne fırfır birşeysin öyle :)


08 12 2009

kozalakla yaratıcılık...












Bütün gün bu güzelliklerin arasında kendimi kaybettikten sonra eve geldiğimde neyle karşılaştığımı görseniz:


Efendim hazırlayan ve sunan: Gizoş' un Annesiiii :)

Hatta geçen yıl bu vakitler kendisi neler yapmıştı neler hatırlar mısınız??? ;)

06 12 2009

miyawww!!!


Son günlerde bana ne olduğunu anlayamıyorum.
Gerçekten!
Eskiden uslu,
bir kediyken bazen kendimi tanıyamıyorum.
5 yıldır beni evlerine kabul edenler de bu duruma şaşkın.
Evet sokaktan geldim onların evine, ama evdeki hiç bir kumu beğenmedim.
Kıymetli totoma özel bir bahçemiz var apartmanın önünde, oradan başka yere yapamam.
Bunu bildiklerinden Gizem' ler de beni dışarı bırakırlar, uslu uslu gezerim; bir hava alırım. Etrafa bakarım. Zaten çıkmaz sokakta oturduğumuzdan öyle akıcı bir trafik olmadığından bizimkilerin aklı da bende kalmaz.
Yaz günü ise evdekiler bazen hediyeler taşırım. Birkaç kez evimin kapısına kocaman güvercinler taşımıştım. Ama bizimkiler çok kızdı bana. Ne yaptın sen dediler. Pek birşey anlamadım ama elimden kurtardılar o güvercinleri, dışarı bıraktılar. Sonra şehir hayatında yaşadığını bilmedikleri onlarca kanatlı böceği evimin kapısına getirmişliğim vardır. Hep kapıcı İbrahim Amca böyle günlerde burnundan solur. Ama olsun ben evdekileri pek bir severim.
Pek usluyumdur. Mutfak masasına falan çıkmak nedir bilmem. Evde sadece bir kişi varsa ve o hangi odadaysa onun yanında olmam lazım bir de... Nedenini bilmiyorum ama onlarsız olamıyorum!
Derken bu kadar uslu bir kedi diye anlatıldıkça sanırım bana nazar değdi.
Eminim bundan!
Çünkü terbiyeli bir biçimde günlük hayatımı yaşarken, birden sokaktaki diğer kediciklerin olmasına tahammül edemez oldum. Kıskandım. Çünkü bu apartman benim mekanımdı. 3 numaranın camı açıksa hemen atlarım içeri girerim. Onların tertemiz yataklarında uykuya dalarım. Olmadı 4 numaradaki ablayı çok severim tırmanırım balkonuna, birinci katta olmasına rağmen. Besler beni, ama eve almaz o. Gerçi şimdilerde taşındılar mı ne? Neyse en güzel, 6 numaradaki Gönül teyze, kapısının önünde kocaman bir mama kabı ve su kabı. Bizim evdekiler 12 numarada, taa 3. katta. Oraya çıkana kadar acıkmaz mı insan? Bir iki atıştırım, bir su içerim, kapı açıksa Gönül teyzem zaten beni davet eder. Hemen onların temiz yataklarına da uzanırım. Bir keresinde Gönül teyzenin kapısı açıktı, kimsecikler de yoktu. E bende sessizce Hayrettin amcanın geniş yatağına geçtim yattım. Ohhh bütün gün uyumuş muyum? Akşam olunca fark ettiler beni.
Bir tek 10 numaradaki koca koca ablalar benden korkuyorlarmış Pehhh! İnsan minicik kediden korkar mı? Kalıplarından utansınlar, 1.70 boyunda 3 kız kardeş! Ama ne yapalım ortancayı küçükken tavuk kovalamış. O da tüm hayvanlardan korkar olmuş. Kapıları açıksa şirin şirin bakarım ama düzelmez bunlar. Bunların çocukları da hayvanlardan korkar yazıkk!
Neyseee..
Kısacası apartman sakinleri bana böyle güzel davranırken ben bu sokağı nasıl benimsemeyeyim. Apartmanımı nasıl korumayayım söyler misiniz?
Gerçi bu davranışlarım başıma ne işler açtı ama neyse...
Dürüst olacağım kıskancım. E dışardaki kediler benim gibi kısır değil ki! Fıtır fıtır doğum yapıyorlar. Hele bu yaz yeni bir kaç yavrunun dışında, cebinde kuru mama torbasıyla gezen Gönül teyzenin garajın üstündeki kedileri beslemesi beni de beni uyuz etti. Olmaz ki sen hem bana mama kabı koy. Hem de garajın üstüne camından pat pat yemek at. Olmaz ki?
Bir keresinde de Deniz Eniştemin yavru kedisini bizim eve benle tanıştırmak için getirmişlerdi. Pehhh!!! Tamam git evlen, birşey demiyorum ama nişanlının yavru kedisini nasıl benim evime getirirsin yaa! Olmaz ki! Haksız mıyım arkadaşlar?
Zaten o olaydan sonra bir daha cürret edemedi evdekiler. Çünkü Peluş mudur nedir yaramaz birşeydi o, 3 gün küstüm evdekilere, sosis verdiler, suratımı çevirdim arkamı döndüm hehe..Sonra gidip gizlice yedim ama. Fark ettiler mi bilmiyorum.
Yani diyorum ki bu mekanların bana ait olduğunu bildirmem lazımdı cümle aleme. Dişi olmama rağmen önce gidip bir kavga ettim gözüm yaralandı hatta bakın buradan okuyabilirsiniz. Sonra iyileştim. Tam iyileştim derken korkunç bir kavga daha ettim. Evdekiler beni o halde görünce çok ağladılar. Hele Gizem, baktı baktı ağladı. Bayram günü olmasına rağmen aldı beni Cat Hospital' a götürdü. Korktum tabi yolda. Bir yandan yanağım acıyor. Bir yandan hastane, veteriner, iğne stresi. Ordakiler beni çok sevdi de ben uyuzluk yaptım. Ameliyat ol dediler. Evdekiler korktu, ilaçla iyileştirelim mi dediler. Bana göre hava hoştu. Yaramla oynuyor kalkmış deriyi elliyor kopartıyordum hihi, iğrenç bir şey dimi? Ama devamını anlatmak zorundayım.
Bu oynayışlarım nedeniyle kafama bir şey taktılar. Gizem dedi ki Firdevs Yöreoğlu' na benzemişim. Tanımadığım için bilemiyorum.
Bütün bayramı öyle geçirdim. Üstelik de her gün antibiyotik iğneleri yedim. Çok stresli birşey değildi, Veterinerim Levent Bey, "babacım" diye severek çaktırmadan yaptı bu işi.
Kum işini yine beğenmedim. Sokağa çıkmam lazımdı. Çok sıkışmıştım bir sabah evdeki çiçeklere yaptım. Kısacası sokaktaki dayılanmalarımın sonu kötü oldu. Hala kafamda o yakalık geziyorum evde. İlk gün çok fena idi. Onu da anlatmalıyım. Yürüyüşüm değişmişti. Kafamı taşıyamıyordum. Yürüken tüm kapılara duvarlara parkelere takılıyordum en komiği. Ben de kendime güldüm ama çaktırmadım, evdekilerin beni sevdiğini, iyiliğim için istediklerini biliyorum ama bu kadar da olmaz ki kardeşim!?
Bugün son kez veteriner babama gidiyoruz bakalım. Hava da bir yağmurlu ki sormayın. Umarım yakalığım bugün çıkacak..
Benim dertlerime ortak olduğunuz için teşekkür eder, sevgilerimi sunarım.
"Şurup Hanım"



Blog Widget by LinkWithin